Remembrance of April 24: Serj Tankian’s letter

Dear People Of Turkey,

My name is Serj Tankian. I’m a Lebanese born Armenian American New Zealander.
All four of my grandparents come from the area known as modern day Turkey.
My grandfather Stepan hailed from Efkere in Kayseri, while my grandmother Varsenig came from Tokat.
My other grandparents were from Dortiol and Ourfa. None of them left on their own free will.
They were all survivors of the horrible Genocide committed by the Ittihad government during the last days of the Ottoman Empire.
They were all small children at the time. My grandfather Stepan was saved and spent time in an American orphanage as well as a Greek one before arriving in Lebanon as a refugee. My grandmother Varsenig and her grandmother were saved from slaughter by a Turkish mayor who risked his own life to do the right thing.
These are not some stories in the archives of Turkey or other nations. These are the true stories of my family.
Over 600 years ago the areas where my grandparents came from were known as historic Armenia. When anthropologists dig in Turkey, they find the remains of our civilization along with Helenic/Greek and others.
Turkey is very important to me not just because my grandparents came from there but because my whole race came from those lands that were forcefully taken from them, not by war, or in the changing of borders but by the brutal orders of the Ittihad Government.
What does this all mean to us today? It’s quite simple. Armenians don’t want to hassle Turkey, or create racial divisions, we just want justice so we can all move on from this historical pain that strains our relationship. This is not just about Armenian history but also the history of Turkey.
Will Erdogan’s government do the right thing by coming to terms with all of this? I don’t think so. Neither will the military juntas that have ruled Turkey throughout modern history.
Do you know that your government spends millions of dollars every year to deny this truth in foreign capitals by hiring all sorts of lobbying firms and setting up chairs at universities to re-create the truth to its liking? Do you know how that feels as an Armenian? What a painful experience this is? Is it not enough that I am the grandson of survivors of a horrible tragedy of history? Must I fight propaganda and corruption internationally to regain justice?
Turkey’s modern turmoil to find itself has a lot to do with us Armenians. Our histories, geographies, and blood are too close not to resolve these issues.
Both Armenians and Turks deserve leaders and governments that are truly egalitarian, democratic, and non-corrupt to start with.
In closing, I just want to say thank you to all of the amazing people I’ve met from Turkey who have shared their stories with me while on tour and online and have given me hope of a rapprochement based on truth and justice.
My wish, Dear People of Turkey, is for you to truly find yourself.
On the occasion of April 24,
Peace,
Serj

 

About yavuzbaydar

Yavuz Baydar 39 yıllık gazeteci. Mesleğe İsveç Radyosu'nda muhabir olarak başladı, oradan TV ve yazılı basına geçti. Sırasıyla Cumhuriyet İsveç muhabirliği, BBC Türkçe Servisi'nde yapımcı-sunuculuk, Yeni Yüzyıl'da dış haberler servis şefliği, Milliyet'te editörlük yaptı. 1999 yılı başında Milliyet Okur Temsilcisi olarak, medyada kurumsal bir 'özdenetim' yapısı olan ombudsmanlığı Türkiye'ye tanıtan ve ilk uygulayan kişi oldu. Bu görevi Milliyet ardından Sabah'ta da sürdürdü. Toplam 15 yıl süren bu görevi nedeniyle dünyanın en kıdemli ve 'uzman' ombudsmanlarından biri sayılıyor. Baydar, merkezi ABD'de bulunan Dünya Medya Ombudsmanları Örgütü'nde (ONO) başkanlık ve yürütme kurulu üyeliğini de üstlendi. Türkiye'ye döndüğü 1990'lı yılların ortasından bu yana çeşitli TV kanallarında başta Soru-Cevap olmak üzere çok sayıda analiz-tartışma programını hazırlayıp sunmuş olan Baydar, düzenli olarak Süddeutsche Zeitung ve The Arab Weekly için yorumlar yazmakta. Baydar, Ocak 2014'te bir grup meslektaşı ile beraber medya bağımsızlığı ve özgürlüğü alanında çalışmalar yürütmek üzere Bağımsız Gazetecilik Platformu'nun (P24) kurucu üyeleri arasında yer aldı. 2000 yılında 'Okur Temsilcisi' olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin (ÇGD) Özel Ödülü'ne layık bulunan Baydar, 2014 yılında da, Avrupa'nın 'Pulitzer'i sayılan Avrupa Basın Ödülü'nü (EPP) 'meslekte mükemmeliyet' tanımlamasıyla aldı. 2004'te Michigan Üniversitesi'nde Knight-Wallace Araştırma Bursu ile 'Ortadoğu, demokrasi ve medya' konulu mesleki çalışmalar yapan Baydar, 2014 sonbaharında da Harvard Üniversitesi'ne bağlı Kennedy School'da 'Shorenstein Fellow' olarak Türkiye medyasında sansürün ve mali yozlaşmanın yayılmasını ele alan uzun bir rapor yayınladı. Baydar ayrıca Guardian, El Pais, New York Times gibi gazetelere de aralıklı olarak yorum ve analiz makaleleri yazıyor.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s