Gezi’s symbolic ‘lady in red’ files lawsuit against PM Erdoğan

Ceyda Sungur, a young woman who became well known after a photograph of her being sprayed with tear gas at close range while wearing a red dress during last summer’s Gezi protests, has filed a lawsuit against Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan, then-Interior Minister Muammer Güler and İstanbul Governor Hüseyin Avni Mutlu for the heavy-handed use of tear gas which, according to her lawyer, constitutes use of chemical weapons, and the authorities’ violent crackdown on peaceful protesters.

Attending a hearing during the trial of Fatih Zengin, the police officer who sprayed Sungur, lawyer İlkay Bahçetepe asked the court to refer Sungur to the Council of Forensic Medicine (ATK) to establish whether Sungur had suffered any effects from being gassed at such close range. A protester in the southern province of Mersin died of cancer 10 months after being sprayed in the mouth by tear gas.

inred

A photo showing Sungur’s hair flying upward from the force of a jet of pepper spray fired by riot police became a widely distributed symbol during the summer of 2013, when anti-government protests rocked the country. The officer who fired the pepper spray is currently on trial; the prosecution is asking for a jail sentence of up to three years.

While Sungur attended the hearing held at the İstanbul 18th Criminal Court of Peace, Zengin did not attend the session in person. Sungur’s lawyer accused the prime minister and other top officials of committing a crime by using chemical weapons, claiming that tear gas and pepper spray fall into categories of chemical weapons.

About yavuzbaydar

Yavuz Baydar 39 yıllık gazeteci. Mesleğe İsveç Radyosu'nda muhabir olarak başladı, oradan TV ve yazılı basına geçti. Sırasıyla Cumhuriyet İsveç muhabirliği, BBC Türkçe Servisi'nde yapımcı-sunuculuk, Yeni Yüzyıl'da dış haberler servis şefliği, Milliyet'te editörlük yaptı. 1999 yılı başında Milliyet Okur Temsilcisi olarak, medyada kurumsal bir 'özdenetim' yapısı olan ombudsmanlığı Türkiye'ye tanıtan ve ilk uygulayan kişi oldu. Bu görevi Milliyet ardından Sabah'ta da sürdürdü. Toplam 15 yıl süren bu görevi nedeniyle dünyanın en kıdemli ve 'uzman' ombudsmanlarından biri sayılıyor. Baydar, merkezi ABD'de bulunan Dünya Medya Ombudsmanları Örgütü'nde (ONO) başkanlık ve yürütme kurulu üyeliğini de üstlendi. Türkiye'ye döndüğü 1990'lı yılların ortasından bu yana çeşitli TV kanallarında başta Soru-Cevap olmak üzere çok sayıda analiz-tartışma programını hazırlayıp sunmuş olan Baydar, düzenli olarak Süddeutsche Zeitung ve The Arab Weekly için yorumlar yazmakta. Baydar, Ocak 2014'te bir grup meslektaşı ile beraber medya bağımsızlığı ve özgürlüğü alanında çalışmalar yürütmek üzere Bağımsız Gazetecilik Platformu'nun (P24) kurucu üyeleri arasında yer aldı. 2000 yılında 'Okur Temsilcisi' olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin (ÇGD) Özel Ödülü'ne layık bulunan Baydar, 2014 yılında da, Avrupa'nın 'Pulitzer'i sayılan Avrupa Basın Ödülü'nü (EPP) 'meslekte mükemmeliyet' tanımlamasıyla aldı. 2004'te Michigan Üniversitesi'nde Knight-Wallace Araştırma Bursu ile 'Ortadoğu, demokrasi ve medya' konulu mesleki çalışmalar yapan Baydar, 2014 sonbaharında da Harvard Üniversitesi'ne bağlı Kennedy School'da 'Shorenstein Fellow' olarak Türkiye medyasında sansürün ve mali yozlaşmanın yayılmasını ele alan uzun bir rapor yayınladı. Baydar ayrıca Guardian, El Pais, New York Times gibi gazetelere de aralıklı olarak yorum ve analiz makaleleri yazıyor.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s