Demirtaş’tan TRT’ye suç duyurusu ve tazminat davası

Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın TRT Haber, TRT Türk, TRT Avaz, TRT 6 ve TRT 1 kanalları, haber müdürleri ve Radyo Televizyon Üst Kurulu hakkında cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin, Anayasa’nın temel ilkelerine, kanunlara ve nihayetiyle YSK’nın tespit ettiği anlayışa ters düşen yayınlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

HDP’den yapılan yazılı açıklamada, suç duyurusu dilekçesi de paylaşıldı. Buna göre suç duyurusunda “Bir kamu yayıncısı olarak TRT’nin tüm adaylara eşit mesafede ve tarafsız bir biçimde yayın gerçekleştirmesi Anayasal ve yasal bir zorunluluktur.” vurgusu yapıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, genel ve yerel seçimlerden faklı olarak adaylar arasında seçim yayınları eşitliğinin daha kolay sağlanabileceği koşullara sahip olduğu belirtilen duyuruda, “Yayıncı kuruluşlar, bu üç adayın seçim çalışmalarının yayınlarken rahatlıkla eşitliği sağlayabilirler. Bu durum, seçimin demokratik koşullarda gerçekleşmesinin zaruri şartıdır. Yani bu seçim sürecinde, adayların Recep Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş olma dışındaki görev/sıfatlarının hiçbir önemi yoktur ve olmamalıdır.” denildi.

Ardından şöyle devam edildi: “Durum böyle iken, 01.07.2014 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin cumhurbaşkanı adayının açıklandığı aday tanıtım toplantısını TRT Haber, TRT Türk, TRT Avaz, TRT 6 11.30 ile 13.20 arasındaki 1 saat 50 dakika boyunca canlı olarak ve kesintisiz baştan sona ekrana getirilmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin cumhurbaşkanı adayının açıklandığı toplantının naklen yayınlandığı buna karşın diğer cumhurbaşkanı adaylarının kamuoyuna açıklanmasında ve sonraki seçim çalışmalarında ise aynı yöntem ve sürelere riayet edilmediği görülmüştür. Seçim takvimi başladıktan sonra, cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün etkinlikleri canlı ve haber programlarında çok geniş bir şekilde yer alırken, diğer adaylar Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş’ın çalışmalarına ise TRT’ye bağlı kanallarda neredeyse hiç yer verilmemiştir. RTÜK SKAAS’tan (Sayısal Kayıt Analiz ve Arşiv Sistemi) kayıt sisteminden yaptığımız çalışmaya göre, 4-5-6 Temmuz günlerindeki TRT yayınlarını mercek altına aldığımızda cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan eksenli yayınların TRT haber ve programlarına damgasını vurduğunu gördük.

Bu tarihlerde üç cumhurbaşkanı adayı ile ilgili 3 günlük yayın süreleri şöyledir:

TRT Türk: Recep Tayyip Erdoğan 305 dk, Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu 0 dk ve Selahattin Demirtaş 0 dk.
TRT 1: Recep Tayyip Erdoğan 24 dk, Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu 2 dk 5 sn, Selahattin Demirtaş 0 dk.
TRT Haber: Recep Tayyip Erdoğan 204 dk, Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu 1 dk 20 sn, Selahattin Demirtaş 45 sn. (taziye haberi.)
Bunların çoğu normal yayın akışı kesilerek canlı bağlantılarla gerçekleşmektedir. Belirtmek gerekir ki, bu sürelere yapılan tartışma programları ile Recep Tayyip Erdoğan’ı övücü nitelikteki cımbızlanmış seçim röportajları dâhil değildir.

TRT Haber, TRT Türk, TRT Avaz, TRT 6 Ve TRT 1 kanallarının Anayasa’da ifadesini bulan ‘seçme ve seçilme hakkı’ başta olmak üzere demokratik hukuk devleti ilkeleri ve seçimlerle ilgili hukuku tespit eden YSK kararlarını açık biçimde ihlal ettiği görülmektedir. Kamu kurumu sıfatıyla TRT’nin bu anlayışı hukuki bakımdan kabul edilemezdir. Anayasa tarafından tespit edilen Demokratik Hukuk Devleti fikri bahsi edilen yayın politikasıyla aşınmış ve zarar görmüştür. Sorumlu kişiler bu yayıncılık anlayışı ile Anayasal bir suç işlemiştir. Bunun yanında Radyo Televizyon Üst Kurulu’da denetim görevini yasal anlamda gerçekleştirmediğinden RTÜK de ayrımcı bir politika izlemiş ve ayrımcılığa onay vermiştir. Sanıkların suç teşkil eden tutumları adli soruşturmayı gerekli kılmış ve sayın makamınıza müracaat zorunluluğu doğmuştur.”

Demirtaş, suç duyurusunda suçlamaya dayanak konu ile ilgili yetkililerin şüpheli olarak tespit edilerek haklarında gerekli kovuşturmanın yapılması için savcılığın soruşturma açması ve nihayetiyle kamu davası açılması talebinde bulundu. Demirtaş ayrıca “şahsında meydana gelen teessürün tamir ve tazmini amacıyla” TRT’ye 100 TL manevi tazminat davası da açtı.

Advertisements

About yavuzbaydar

Yavuz Baydar has been an award-winning Turkish journalist, whose professional activity spans nearly four decades. In December 2013, Baydar co-founded the independent media platform, P24, Punto24, to monitor the media sector of Turkey, as well as organizing surveys, and training workshops. Baydar wrote opinion columns, in Turkish, liberal daily Ozgur Dusunce and news site Haberdar, and in English, daily Today's Zaman, on domestic and foreign policy issues related to Turkey, and media matters, until all had to cease publications due to growing political oppression. Currently, he writes regular chronicles for Die Süddeutsche Zeitung, and opinion columns for the Arab Weekly, as well as analysis for Index on Censorship. Baydar blogs with the Huffington Post, sharing his his analysis and views on Turkish politics, the Middle East, Balkans, Europe, U.S-Turkish relations, human rights, free speech, press freedom, history, etc. His opinion articles appeared at the New York Times, the Guardian, El Pais, Svenska Dagbladet, and Al Jazeera English online. Turkey’s first news ombudsman, beginning at Milliyet daily in 1999, Baydar worked in the same role as reader representative until 2014. His work included reader complaints with content, and commentary on media ethics. Working in a tough professional climate had its costs: he was twice forced to leave his job, after his self-critical columns on journalistic flaws and fabricated news stories. Baydar worked as producer and news presenter in Swedish Radio &TV Corp. (SR) Stockholm, Sweden between 1979-1991; as correspondent for Scandinavia and Baltics for Turkish daily Cumhuriyet between 1980-1992, and the BBC World Service, in early 1990's. Returning to Turkey in 1994, he worked as reporter and ediytor for various outlets in print, as well as hosting debate porogrammes in public and private TV channels. Baydar studied informatics, cybernetics and, later, had his journalism ediucatiob in the University of Stockholm. Baydar served as president of the U.S. based International Organizaton of News Ombudsmen (ONO) in 2003. He was a Knight-Wallace Fellow at University of Michigan in 2004. Baydar was given the Special Award of the European Press Prize (EPP), for 'excellence in journalism', along with the Guardian and Der Spiegel in 2014. He won the Umbria Journalism Award in March 2014 and Caravella/Mare Nostrum Prize in 2015; both in Italy. Baydar completed an extensive research on self-censorship, corruption in media, and growing threats over journalism in Turkey as a Shorenstein Fellow at the Kennedy School of Government at Harvard.
This entry was posted in Turkey. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s