Forget the buffer zone in Syria – for the time being

This one is a valuable analysis by Frederic Hof, with Atlantic Council:


Ankara’s view of the importance of the survival of the Assad regime to the well-being of ISIL in Syria is correct. Its prescribed buffer zone is, in principle, the right medicine. But is Ankara bringing anything to the table beyond a sense of outrage, a proclivity to point fingers, and a willingness to hold the coat of the United States as US airmen and naval aviators do all of the heavy lifting? If President Obama proves willing to transcend rhetoric and do something that will save Syrian lives, give decent governance a chance, and add a sense of reality to his “train and equip” initiative, will he find in Turkey a partner or an onlooker?

To the extent that Ankara thinks a buffer zone can be made safe for Syrians by means of a no-fly zone alone, it is either misinformed or whistling past the graveyard. Yes, a way would have to be found to ground Assad’s air force, fixed wing and helicopters alike. There are many ways this can be accomplished: Syria’s vast anti-aircraft network need not be eliminated via a massive bombing campaign in advanced. Pentagon planners have several options at their disposal. Yet the protection of populated areas and the survival of nationalist military units is not simply a matter of stopping air attacks.

Regime artillery has been active and brutally effective against residential areas for well over two years. Regime ground units are trying to seal Aleppo so that the usual starvation siege can be imposed. ISIL elements also press the nationalists in and around Aleppo. A strong ground force component will be required to secure and, for as long as it takes to build a more capable Syrian opposition force, defend the buffer zone.

Is Turkey willing to provide this force? If it is then the basis of an agreement with Washington for the establishment of a viable buffer zone exists. If it is not, then all this talk of a buffer zone is simply … talk.

Are Washington and Ankara truly trying to agree on something of operational substance? Or are leaders on both sides struggling to sustain their respective rhetorical campaigns? Syrians suffering the effects of regime and ISIL assaults have perhaps given up on anything resembling rescue. Washington and Ankara have an opportunity to prove them wrong. It is far from certain that this opportunity will be thoroughly explored, much less seized.

Full article here.

About yavuzbaydar

Yavuz Baydar 39 yıllık gazeteci. Mesleğe İsveç Radyosu'nda muhabir olarak başladı, oradan TV ve yazılı basına geçti. Sırasıyla Cumhuriyet İsveç muhabirliği, BBC Türkçe Servisi'nde yapımcı-sunuculuk, Yeni Yüzyıl'da dış haberler servis şefliği, Milliyet'te editörlük yaptı. 1999 yılı başında Milliyet Okur Temsilcisi olarak, medyada kurumsal bir 'özdenetim' yapısı olan ombudsmanlığı Türkiye'ye tanıtan ve ilk uygulayan kişi oldu. Bu görevi Milliyet ardından Sabah'ta da sürdürdü. Toplam 15 yıl süren bu görevi nedeniyle dünyanın en kıdemli ve 'uzman' ombudsmanlarından biri sayılıyor. Baydar, merkezi ABD'de bulunan Dünya Medya Ombudsmanları Örgütü'nde (ONO) başkanlık ve yürütme kurulu üyeliğini de üstlendi. Türkiye'ye döndüğü 1990'lı yılların ortasından bu yana çeşitli TV kanallarında başta Soru-Cevap olmak üzere çok sayıda analiz-tartışma programını hazırlayıp sunmuş olan Baydar, düzenli olarak Süddeutsche Zeitung ve The Arab Weekly için yorumlar yazmakta. Baydar, Ocak 2014'te bir grup meslektaşı ile beraber medya bağımsızlığı ve özgürlüğü alanında çalışmalar yürütmek üzere Bağımsız Gazetecilik Platformu'nun (P24) kurucu üyeleri arasında yer aldı. 2000 yılında 'Okur Temsilcisi' olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin (ÇGD) Özel Ödülü'ne layık bulunan Baydar, 2014 yılında da, Avrupa'nın 'Pulitzer'i sayılan Avrupa Basın Ödülü'nü (EPP) 'meslekte mükemmeliyet' tanımlamasıyla aldı. 2004'te Michigan Üniversitesi'nde Knight-Wallace Araştırma Bursu ile 'Ortadoğu, demokrasi ve medya' konulu mesleki çalışmalar yapan Baydar, 2014 sonbaharında da Harvard Üniversitesi'ne bağlı Kennedy School'da 'Shorenstein Fellow' olarak Türkiye medyasında sansürün ve mali yozlaşmanın yayılmasını ele alan uzun bir rapor yayınladı. Baydar ayrıca Guardian, El Pais, New York Times gibi gazetelere de aralıklı olarak yorum ve analiz makaleleri yazıyor.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s