Pious Kurdish voters step aside from backing the AKP

At this stage of the election race, I am not at all sure whether or not the pro-Kurdish Peoples’ Democratic Party (HDP) will be able to pass the 10 percent hurdle, which is necessary to enter Parliament, but it seems certain that the pious Kurdish vote has been shifting away from the Justice and Development Party (AKP).

This trend has had to do with the radical U-turn of Recep Tayyip Erdoğan, who once more (as he did before the last general election in 2011) has returned to denialist rhetoric, not only declaring that “there is no Kurdish problem in this country” but also fiercely demonizing the HDP line, thus alienating — at best, confusing — the conservative, tribe-affiliated local Kurds in the “deep Southeast” of the country.

The answer to why Erdoğan has focused on what he saw as the weak point of the HDP’s election discourse is easy to pinpoint: the attacks by Selahattin Demirtaş, the co-chair of the HDP, who pledged to abolish the Religious Affairs Directorate, arguably the most powerful instrument of the Kemalist state structure and inherited by the AKP with enthusiasm, since it sees a great use of it. That is why Erdoğan goes from rally to rally with a Quran in hand, bragging about its translated edition into Kurdish.

But the trend seems, from his vantage point, utterly worrisome. The escape of the devout Kurds seems to have spread into the high echelons of the party, exposing the panic of power eventually to be lost.

Mind you, while the cop-out of the Kurdish vote from the AKP is a fact, it does not mean a flow of votes to the HDP. The best clues, which confirm the volatility of conservative Kurdish votes, was reflected in Abdülkadir Selvi’s column in the Yeni Şafak daily yesterday. A staunchly pro-government columnist, Selvi is very well informed from within the party, taking its pulse constantly.

As of last November, the AKP enjoyed support as high as 55 percent, writes Selvi, but, he argues, due to the Roboski bombing cover-up, Erdoğan’s cynical rhetoric about Kobani falling into Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL) hands and his fierce assertions declaring the Kurdish issue to be non-existent, this has led to what he calls “undecided AKP voters” of up to 14 percent.

This is a rather new category, which obviously will define the very outcome of the final vote (along with the votes from abroad). This unusually high segment is composed of those who now distance themselves, and would vote rather unwillingly (reminiscent of the phenomenon from the British election) “in the last moment” for either the HDP or the conservative SP/BBP block.

The key question is, where will we end up with the outcome? Will there be a Parliament with three or four parties? The cursor still swings between the two options.

The talks with the respected pollsters and analysts, in a nutshell, offer us some key clues:

First, given the awareness and traditional sense of engagement, a turnout of at least 80 percent is expected. The higher the turnout, the stronger the chances for the HDP to enter Parliament. Demirtaş is lately very keen to end his rallies with calls that “one vote matters.”

Second, given the pious Kurdish dismay with Erdoğan’s denialist discourse, the HDP is surely expected to raise its vote portion in the mainly Kurdish native provinces.

Third, a comparative analysis with the referendum in 2010, the elections in 2011, local elections plus the presidential election last year makes it crystal clear the AKP is unable to raise the number of votes: It has stagnated at around 21 million votes, as opposed to a total of about 15 million in the rival camps.

Simply put, Turkey remains in a deadlock, possibly due to the reversal of the reform process, which has deepened the trenches and awakened the old dynamics.

At this stage, then, another point is in the offering: Erdoğan has lost his prospects for a presidential system, and if the discontent of the AKP voters with the economy merges with the disgruntled Kurdish conservatives’ vote, what he can expect at best is a weak one-party rule.

About yavuzbaydar

Yavuz Baydar 39 yıllık gazeteci. Mesleğe İsveç Radyosu'nda muhabir olarak başladı, oradan TV ve yazılı basına geçti. Sırasıyla Cumhuriyet İsveç muhabirliği, BBC Türkçe Servisi'nde yapımcı-sunuculuk, Yeni Yüzyıl'da dış haberler servis şefliği, Milliyet'te editörlük yaptı. 1999 yılı başında Milliyet Okur Temsilcisi olarak, medyada kurumsal bir 'özdenetim' yapısı olan ombudsmanlığı Türkiye'ye tanıtan ve ilk uygulayan kişi oldu. Bu görevi Milliyet ardından Sabah'ta da sürdürdü. Toplam 15 yıl süren bu görevi nedeniyle dünyanın en kıdemli ve 'uzman' ombudsmanlarından biri sayılıyor. Baydar, merkezi ABD'de bulunan Dünya Medya Ombudsmanları Örgütü'nde (ONO) başkanlık ve yürütme kurulu üyeliğini de üstlendi. Türkiye'ye döndüğü 1990'lı yılların ortasından bu yana çeşitli TV kanallarında başta Soru-Cevap olmak üzere çok sayıda analiz-tartışma programını hazırlayıp sunmuş olan Baydar, düzenli olarak Süddeutsche Zeitung ve The Arab Weekly için yorumlar yazmakta. Baydar, Ocak 2014'te bir grup meslektaşı ile beraber medya bağımsızlığı ve özgürlüğü alanında çalışmalar yürütmek üzere Bağımsız Gazetecilik Platformu'nun (P24) kurucu üyeleri arasında yer aldı. 2000 yılında 'Okur Temsilcisi' olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin (ÇGD) Özel Ödülü'ne layık bulunan Baydar, 2014 yılında da, Avrupa'nın 'Pulitzer'i sayılan Avrupa Basın Ödülü'nü (EPP) 'meslekte mükemmeliyet' tanımlamasıyla aldı. 2004'te Michigan Üniversitesi'nde Knight-Wallace Araştırma Bursu ile 'Ortadoğu, demokrasi ve medya' konulu mesleki çalışmalar yapan Baydar, 2014 sonbaharında da Harvard Üniversitesi'ne bağlı Kennedy School'da 'Shorenstein Fellow' olarak Türkiye medyasında sansürün ve mali yozlaşmanın yayılmasını ele alan uzun bir rapor yayınladı. Baydar ayrıca Guardian, El Pais, New York Times gibi gazetelere de aralıklı olarak yorum ve analiz makaleleri yazıyor.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s